Patentleyin, Taklit Edilmeyin!
| Kemal YAMANKARADENİZ Destek Patent Genel Müdürü | ||
| Son yıllarda hayatımıza giren ve Türkiye’de de yaygınlaşmaya başlayan markalaşma kavramı, sunduğu avantajların yanı sıra hem üretici, hem de tüketici açısından bazı olumsuzlukları da beraberinde getiriyor. Marka sahibi, ürününü her türlü tehdit ve taklide karşı koruma altına almak zorunda kalırken, tüketici de satın aldığı malın orijinal mi?, yoksa taklit mi? olduğundan emin olamamanın karmaşasını yaşıyor. Marka ne kadar büyük veya tanınmış, tanıtım ve reklamlara ne kadar para harcanmış olursa olsun, taklit edilme riski, marka sahibini her zaman tehdit etmeye devam ediyor.
Patent ve Marka Nedir? Türkiye’de alınan bir patent tüm dünyada geçerli olmadığından, buluşun patentle korunması için, koruma istenen her ülkede, o ülkenin patent ofisine başvurmak gerekiyor. Buluşun patentlenmesi, direkt rekabet olmaksızın buluşun avantajlarından yararlanılması, rakiplerin ticari faaliyetlerinin kısıtlanması, alınıp satılabilir bir mülkiyet olması ve taklit halinde yasal yaptırımlar uygulanabilmesi gibi pek çok avantaj sunuyor. Türkiye’de ve Dünyada Patent Alışkanlıkları Türkiye’de, 1995 yılında 20.000 civarında olan marka müracaatları, 2003 yılında 37.000’i aştı. Şu anda ülkemizde tescilli marka sayısı 250.000 civarında. Patent başvuruları, genellikle tekstil ve gıda sektörlerinde yapılıyor; kozmetik ve kimya onları takip ediyor. Rekabet Stratejisinde Patentin Önemi Günümüz rekabet ortamında, ürünler arasında fark yaratmak gittikçe zorlaşmaya başladı. Artık herkes en iyisini, en kalitelisini diğer rakipleri gibi üretebiliyor. Çünkü iletişim teknolojisinin hızla gelişmesi, her türlü bilgiye kolayca ulaşma imkanı sağlıyor ve üreticiler, neredeyse aynı bilgi ve teknolojiyi kullanıyor. Durum böyle olunca, aradan sıyrılmak ve tercih edilmek kaygısı büyüyor. Sonuçta firmalar, ürettikleri mal ve hizmet kalitesinin yanı sıra yarattıkları ya da yaratamadıkları marka imajlarının etki gücüne veya güçsüzlüğüne göre tercih ediliyor veya edilmiyorlar. Bu kadar zaman ve emek harcanmış yeni marka ve buluşları büyük bir heyecanla piyasaya sürerken, aslında bir o kadar da dikkatli olmak gerekiyor. Büyük bütçelerle hayata geçirilmiş bu yeni ürün ve isimlerin taklit edilmesini ve kopyalanmasını önlemenin tek yolu, ürünün patent hakkının alınmasından geçiyor. Bu sayede buluşlar, gururla ve gönül rahatlığıyla piyasaya tanıtılabiliyor ve mucitler, özgün olmanın keyfini çıkarabiliyorlar. Kaynak: www.marjinal.com.tr |
