Türkiye Ve Dünyada Patent Trendleri

Dünya ekonomilerinin tümünde ortalama ücretler üzerinde başta Doğu Asya ülkelerinden kaynaklanan baskı bu sürece "ayak uyduramayan" ülkelerin kişi başına gelirlerinde kalıcı artışlar sağlayabilmesini ve gelir artışlarını zorlaştırıyor. Sürece "ayak uydurmanın" yoluysa yenilikçilik ve bilgi/teknoloji üretiminden geçiyor.

Bu açıdan patent başvuruları istatistikleri önemli bilgiler içeriyor. Zira patent başvuruları, bir ülkedeki yenilikçilik, AR-GE ve teknolojik faaliyetlerin yoğunluğu, kalitesi ve verimliği hakkında önemli bir gösterge oluşturuyor. Patent başvurularıyla ilgili dünya ve Türkiye’deki eğilimlere bakıldığında şu noktalar öne çıkıyor:

>>Toplam başvurular açısından bakıldığında, dünya patent piyasasının hakiminin Asya ülkeleri ve ABD olduğu görülüyor. Örneğin, 2005 yılında dünyada yapılan toplam patent başvurularının yüzde 11’i Çin, yüzde 27’si Japonya, yüzde 10’u G. Kore’de, yüzde 24’ü de ABD’de yapılmış. AB ülkelerinin de dahil olduğu diğer tüm ülkeler ise toplam patent başvurularının ancak yüzde 38’ine kaynak oluşturmuş.

>>Ancak daha ilginci, ülkelerin GSYİH ve nüfusuna oranla yerleşiklerin yaptığı patent başvuru rakamları. Burada, Japonya ve Kore diğer tüm ülkelerden kat kat ilerde. Uzmanlara göre Asya ülkeleri ve ABD’deki patent sistemlerinin, yapılan başvuruların yüksekliği üzerinde pozitif etkisi var ve birebir karşılaştırma hatalı olabilir (başka ülkelerde kapsanmayan alan ve ürünler ABD ve Çin gibi bazı Asya ülkelerinde başvuruya konu olabiliyor) ancak her şeye rağmen, rakamların yüksekliği en azından yenilikçilikle ilgili yoğun bir dinamizmin göstergesi.

>>Dünyada ortalama olarak her bir milyar dolar GSYİH için 19 patent başvurusu yapılırken, Kore ve Japonya’da bu rakam 110 civarında; yani bu ülkelerde patent başvuruları dünya ortalamasının beş katı civarında. En yakın takipçileri olan Almanya’da ise ancak 23 başvuru yapılıyor. Çin, ortalamanın epey altında olmakla birlikte Fransa’dan daha ileride; Hollanda, İtalya gibi Avrupa ülkelerinin ise iki katı seviyesinde.

>>Nüfus başına istatistiklerde de benzer bir durum söz konusu.

>>Dolayısıyla, AB-25 ülkeleri, ekonomik büyüklüklerine kıyasla dünya patent liginde oldukça gerilerde kalıyor. 2005 yılında dünyada yapılan patent başvurularından sadece yüzde 8’i, verilen patentlerin ise yüzde 9.6’sı AB ülkelerinde yapılmış. Oysa, AB ülkeleri dünya GSMH’sının yaklaşık üçte birini üretiyor. AB ülkelerinin bu sahadaki dinamizm ve kabiliyetlerinin zayıflığı patent başvurularının uzun dönemde izlediği trendlerden de görülüyor; bu ülkelerde yapılan patent başvuruları ve verilen patentler genellikle yatay ya da aşağı doğru bir eğilim gösteriyor. Lizbon Gündemi’nin (2000) lanse edilmesinden itibaren aşağı doğru trendin bir miktar kırıldığı görülüyor ancak ancak yataya çevrilebilmiş.

>>Türkiye’de patent başvurularında son yıllarda önemli bir hızlanma var. 2003 yılında 2375 başvuru (patent ve faydalı model) yapılmışken, bu rakam 2006 yılında 7621’e ulaşmış. Bu rakamlar, yerleşik ve yabancıların toplam başvurularını gösteriyor. Daha önemli rakam yerleşiklerin başvuruları. Bunlar da 2003 yılında 1660’dan 3404’e ulaşmış. 2007’nin ilk üç ayında, 2006’nın aynı dönemine göre, yerleşiklerin patent başvurularında yüzde 66 artış gözlenirken, faydalı model başvurularında yüzde 48 artış gözleniyor. Bu kısa dönemli eğilimin kalıcı olması durumunda, bu yıl içinde ciddi bir patlama beklenebilir.

>>Başvuruların patente dönüşmesi oranı düşüyor. Ancak bunun önemli sebeplerinden birisi başvurulardaki hızlı artış sebebiyle TPE patent araştırma sürecinin uzaması ve sonraki seneye kayması.

Patent sahasında liderliği AB değil Asya ülkeleri yapıyor. Türkiye patent konusunda geriden geliyor. Ancak TPE’nin kazandırdığı ivmeyle hızlı büyüyor. Bu trendin daha da hızlanarak devam ettirilmesi gerekiyor. Türkiye 21. yüzyılda "aç kalmak" istemiyorsa yenilikçiliğe dayanmalı. Bu yüzden TPE’nin çabalarını devam ettirmesi, TÜBİTAK, üniversite ve iş dünyasının da buna destek vermesi gerekiyor.

Kaynak: Dünya Gazetesi / Murat Yülek